Prof Ajans Kule Banner
Prof Ajans Kule Banner

Anavatan Yolunda Büyük Trajedi: 29 Mayıs 1989 Asimilasyon ve Göç Süreci

Yayınlanma Tarihi :
Anavatan Yolunda Büyük Trajedi: 29 Mayıs 1989 Asimilasyon ve Göç Süreci

Sürgünün, Direnişin ve Yeniden Doğuşun Adı: 29 Mayıs 1989 ve Bulgaristan Türklerinin Büyük Trajedisi

Tarih boyunca milletlerin hafızasında bazı tarihler vardır ki, sadece takvim yapraklarında kalan birer sayı değil; acının, direnişin, haksızlığın ve nihayetinde yeniden var olmanın sembolüdürler. 29 Mayıs 1989, Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımız için tam anlamıyla böyle bir kırılma noktasıdır. Todor Jivkov rejiminin totaliter ve ırkçı politikaları neticesinde, yüzyıllardır kendi topraklarında yaşayan Türk varlığını yok etmeyi amaçlayan “soykırım ve etnik temizlik” politikasının uluslararası boyuta taşındığı, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da gerçekleşen en büyük zorunlu göç hareketinin resmen zirve yaptığı tarihtir.

Bu kapsamlı incelemede; Osmanlı-Rus Savaşı’ndan (1877-1878) başlayarak 1989’a kadar uzanan asimilasyon halkalarını, Pomak ve Türk azınlıklara yönelik sistematik devlet şiddetini, Belene Kampı’nın karanlık yüzünü, Jivkov rejiminin çöküşünü ve 369.839 soydaşımızın vatanlarından koparılışının ardındaki acı gerçeği derinlemesine ele alacağız.

Tarihsel Arka Plan: Asimilasyonun ve Etnik Temizliğin Kökenleri (1877 – 1984)

Bulgaristan topraklarında yaşayan Türk, Pomak ve Roman unsurlara yönelik baskı ve asimilasyon politikaları yeni bir olgu değildir. Bu süreç, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) ile birlikte sistematik bir devlet politikası haline gelmiştir. Bulgaristan’ın Osmanlı egemenliğinden çıkıp bağımsızlığını veya özerkliğini kazanmasından sonra, bölgedeki Müslüman-Türk nüfus her zaman “istenmeyen unsur” olarak görülmüştür.

Tarihsel süreç incelendiğinde, bu politikanın dalgalar halinde ve belirli periyotlarla tekrarlandığı görülmektedir:

  • Zorunlu Asimilasyon Kampanyaları: 1912-1913 (Balkan Savaşları dönemi), 1941-1944, 1962-1964, 1970-1974 ve 1984-1985 yılları arasında Türklerin dini inançları, gelenekleri, kültürel hakları ve en önemlisi kimlikleri hedef alınmıştır.

  • Kovulma ve Etnik Temizleme Dalgaları: 1877-1878, 1885-1890, 1935-1940, 1950-1951, 1969-1978 ve nihayet 1989 yıllarında ise fiziksel sürgün ve göç ettirme politikaları devreye sokulmuştur.

Özellikle 1970’lerin ilk yarısında Pomak topluluğu üzerindeki baskılar yoğunlaştırılmış ve Pomak tarihindeki dördüncü Bulgarlaştırma süreci rejim tarafından “başarıyla” tamamlandığı iddia edilmiştir. Bu “başarı” (!) rejim yöneticilerini cesaretlendirmiş, sırada ana kitle olan Bulgaristan Türklerinin isimlerinin değiştirilmesi ve kimliklerinin silinmesi planına gelinmiştir. Todor Jivkov ve maiyeti, 1974 yılından itibaren Smolyan (Paşmaklı) bölgesindeki Türklerden başlayarak adım adım tüm ülkeye yayılacak bir eritme politikasının temellerini atmıştır.

1984 – 1985 Kışı: Yıldırım Hızıyla Topyekûn Asimilasyon ve Belene Travması

Aralık 1984 ile Şubat 1985 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanya, Türk ve Pomak topluluklarını eritme politikasının en şiddetli ve kanlı halkasını oluşturmuştur. Kısa bir süre içinde (“yıldırım hızıyla”) tüm Türk azınlığın adının zorla Bulgar isimleriyle değiştirilmesi, sünnet merasimlerinin yasaklanması, anadilinde konuşmanın ve ibadet etmenin yasaklanması hedeflenmiştir.

Bu zulüm karşısında sessiz kalmayan Türk halkı, ülkenin dört bir yanında barışçıl protesto eylemleri düzenlemiştir. Ancak totaliter rejim bu haklı direnişe kan ve mermiyle karşılık vermiştir:

  • Barışçıl gösterilere ateş açılmış, çok sayıda masum insan şehit edilmiştir.

  • Yüzlerce insan tutuklanarak, insanlık dışı muamelelerin merkezlerinden biri olan Belene Kampı‘na ve hapishanelere kapatılmıştır.

  • Aydınlar, direniş öncüleri ve dini liderler ağır işkencelerden geçirilmiş, bir kısmı ise mahkeme kararı olmaksızın sürgüne gönderilmiştir.

Jivkov ve çevresi, bu sert tedbirlerle Müslüman azınlık “sorununu” bir daha açılmamak üzere çözdüklerine inanmışlardı. Ancak hesap edemedikleri şey, Türk milletinin köklü aidiyet bilinci ve direniş ruhuydu.

Mayıs 1989 Protestoları ve 29 Mayıs Kararı: Büyük Sürgünün Başlangıcı

1989 yılının Mayıs ayında, asimilasyon politikalarına karşı duyulan öfke ve direniş doruk noktasına ulaşmış; ülkenin kuzeydoğusunda (özellikle Şumnu, Razgrad, Silistre ve Dobruca bölgelerinde) ve güneyinde kitlesel açlık grevleri ve protesto yürüyüşleri gerçekleşmiştir. Bu devasa halk hareketi karşısında Bulgarlaştırma projelerinin tamamen başarısızlığa uğradığını anlayan komünist yönetim, taktik değiştirerek Türkleri vatanlarından tamamen koparıp kovma planını devreye sokmuştur.

Şubat 1989’dan itibaren, direnişin önde gelen isimleri zorla Batı ülkelerine sınır dışı edilmeye başlanmıştır. Ancak asıl kırılma noktası 29 Mayıs 1989 tarihinde yaşanmıştır.

Todor Jivkov, o gün radyo ve televizyonlarda yaptığı tarihi ve ırkçı açıklamada, Türkiye sınırının açıldığını duyurarak Bulgaristan’daki Türklerin ülkeyi terk etmesini istemiştir. Jivkov bu açıklamasıyla adını dünya tarihine açık bir ırkçı olarak yazdırmıştır.

29 Mayıs kararıyla başlayan ve Türkiye’nin göç dalgasını durdurmak veya düzenlemek amacıyla vize rejimini getirdiği 20 Ağustos 1989 tarihine kadar süren bu vahşi etnik temizlik kampanyası neticesinde, araştırmacı Petar Yapov’un verilerine göre tam 369.839 Türk doğup büyüdükleri vatan topraklarından koparılarak Türkiye’ye sürülmüştür. Bu olay, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da gerçekleşen en büyük ve en trajik zorunlu göç hareketidir.

Rejimin Çöküşü ve Tarihi Ders

Bulgaristan Türklerine yönelik uygulanan bu yanlış, insanlık dışı ve basiretsiz siyasi kararlar, ironik bir şekilde Todor Jivkov totaliter rejiminin de sonunu hazırlayan en önemli etken olmuştur. Ekonomik krizler, uluslararası alanda artan baskılar ve milyonlarca insanın hayatını altüst eden bu adaletsizlik, rejimin meşruiyetini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Bugün, 29 Mayıs 1989’un yıl dönümünde yaşanan acıları hatırlamak; sadece geçmişin karanlık bir defterini karıştırmak değil, insan haklarına, kültürel özgürlüklere ve barış içinde bir arada yaşama idealine sahip çıkmak demektir. Bulgaristan Türklerinin direnişi, ne kadar baskı görürse görsün kimliğinden ve onurundan ödün vermeyen bir milletin destanı olarak tarihe altın harflerle kazınmıştır.

Kaynaklar ve Referanslar

  • Resmi Belge: Bulgaristan Parlamentosu Deklarasyonu (Erişim: https://www.parliament.bg/bg/declaration/ID/13813)

  • Tarihi Analiz ve Notlar: SÜLEYMAN AKMAN / Kapıkulé, 07.08.1989

  • İstatistikî Veriler: Petar Yapov, Bulgaristan’da Etnik Temizlik ve Zorunlu Göç Arşivleri.

  • YAZIYI DÜZENLEYEN : Ahmet Mutlu

Dilekçe / ORJİNAL HALİ ÇEVİRİSİ  : 

Bulgar Müslümanlarının zorla asimilasyon girişimini kınayan bildiri

Kabul tarihi
11/01/2012
Resmi Gazete
Sayı 5 / 2012

https://www.parliament.bg/bg/declaration/ID/13813

BEYAN
Bulgar Müslümanlarının zorla asimilasyon girişimini kınamak
Biz, 41. Ulusal Meclis temsilcileri,
 – Avrupa ve dünya düşüncesinin, insan ve azınlık hakları alanındaki uluslararası hukukun en yüksek başarılarına atıfta bulunarak;
 – Avrupa İnsan Hakları Şartı ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye atıfta bulunarak;
 – Demokratik değişimlerin başlangıcından bu yana geçen 20 yıl içinde, Bulgar adalet sisteminin, sözde “Rönesans Süreci” de dahil olmak üzere, Bulgar Müslümanlarının zorla asimilasyon girişimlerinden sorumlu olanları cezalandırmada başarısız olmasından duyduğumuz büyük üzüntüyü ifade ediyoruz;
 – Bu tür suçlar için zaman aşımının olamayacağına dair kesin inancımızı ifade ederek,
İLAN EDİYORUZ:
1. Totaliter komünist rejimin Bulgaristan Cumhuriyeti’ndeki Müslüman azınlığa yönelik asimilasyon politikasını, sözde “Rönesans Süreci” de dahil olmak üzere, kesin bir dille kınıyoruz.
2. 1989 yılında 360.000’den fazla Türk kökenli Bulgar vatandaşının sınır dışı edilmesini, totaliter rejim tarafından gerçekleştirilen bir tür etnik temizlik olarak ilan ediyoruz.
3. Bulgar yargısını ve Bulgaristan Cumhuriyeti Başsavcısını, sözde “Diriliş Süreci”nin faillerine karşı davayı sonuçlandırmak için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz. Zaman aşımıyla örtbas etme girişimi, suçu belirli faillerden tüm Bulgar halkına kaydırmaktadır.
Bildirge, 11 Ocak 2012 tarihinde 41. Ulusal Meclis tarafından kabul edilmiş ve Ulusal Meclis’in resmi mührüyle onaylanmıştır.
Ulusal Meclis Başkanı: Tsetska Tsacheva
304

DİLEKÇE ORJİNAL HALİ  ;

Декларация, осъждаща опита за насилствена асимилация на българските мюсюлмани

Дата на приемане
11/01/2012
Държавен вестник
брой 5 / 2012 г.
ДЕКЛАРАЦИЯ
осъждаща опита за насилствена асимилация на българските мюсюлмани
Ние, народните представители от 41-ото Народно събрание,
 – като се позоваваме на най-високите достижения на европейската и световната мисъл, на международното право в областта на правата на човека и малцинствата;
 – като се позоваваме на Европейската харта за правата на човека и Конвенцията за защита правата на човека и основните свободи;
 – като изразяваме огромното си съжаление за това, че от началото на демократичните промени, в продължение на 20 години, българската правосъдна система не съумя да накаже виновниците за опита за насилствена асимилация на българските мюсюлмани, в това число и за така наречения „Възродителен процес“;
 – като изразяваме категоричното си убеждение, че за подобни престъпления не може да има давност,
ЗАЯВЯВАМЕ:
1. Осъждаме категорично асимилационната политика на тоталитарния комунистически режим спрямо мюсюлманското малцинство в Република България, включително и така наречения „Възродителен процес“.
2. Обявяваме прогонването на над 360 000 български граждани от турски произход през 1989 г. за форма на етническо прочистване, извършено от тоталитарния режим.
3. Призоваваме българското правосъдие и главния прокурор на Република България да направят необходимото за приключване на делото срещу виновниците за така наречения „Възродителен процес“. Опитът той да се покрие с давност прехвърля вината от конкретните виновници върху целия български народ.
Декларацията е приета от 41-ото Народно събрание на 11 януари 2012 г. и е подпечатана с официалния печат на Народното събрание.
Председател на Народното събрание: Цецка Цачева
304

 

YORUM YAP